GENEL BAŞKANIN YEREL YÖNETİMLERLE İLGİLİ DÜŞÜNCELERİ:
Yerel yönetim, halkın, yereli ulusalda temsil edebilme tecrübesine sahip olanlara verdiği icazettir.
Halkın Belediyeleri:
Demokrat Parti, en büyük kent’den en küçük birimimize değin tüm yerel yönetimleri varlığımızın teminatları arasında görmektedir.
Yerel yönetim, yerinden yönetimdir. Yerel yönetimin kapsadığı fiziki çevrenin mensubu olan nüfusun ihtiyaç, beklenti ve taleplerinin doğrudan tespit edildiği, çözümlerin etkin uygulamalarla gerçekleştirildiği, halkın katılımı ile hayata geçirilen projelerin kalıcı faydaları getirdiği, yaşanan sorunlara rasyonel yaklaşımlarla müdahale edilebildiği, yerel kaynakların en verimli şekilde kullanılma olanağının belirlendiği bir yönetim anlayışını içerir.
Önümüzdeki süreçte, her belediyemiz, hem beldesine sunduğu hizmetlerle günlük yaşamı kolaylaştıran hem de hizmetinde olduğu insanları çatısı altında toplayarak bütünleştiren, kaynaştıran bir kurum olacaktır. Belediyelerimizin bu kimliği kazanmasının tek koşulu, belde insanlarını yoksul, zengin, patron, işçi, işsiz, emekli, esnaf, memur, eğitimli eğitimsiz, genç, yaşlı, kadın, erkek demeden ve hiçbir ayrım gözetmeden kucaklayacak bir çalışma anlayışı ile vizyonun belediyelerimizde egemen olması; yani halkın belediyelerinin oluşturulmasıdır.
Demokrasi ve Saydamlık:
Yerel yönetim, bir siyaset gönüllüsünün halka en yakın olduğu alandır. Kalkınma odaklı, etkin, yapıcı, eşitlikçi, adil bir yönetim felsefesnin kamuoyuna aktarılma şansını yaratır.
Deneyim, inanç, prensip ve ilkeler yerel yönetim politikalarının temel kaynağıdır.. yerel yönetime talip olanların, yaşadığı çevreyi iyi tanıması, insanına hizmet etme amacını taşıması, makamları değil, makamların sağladığı imkanları halkın refahı adına kullanması, eğitim-sağlık-güvenlik-insani yaşam koşullarını öncelikli hedef sayması, sosyal belediyecilik anlayışına sahip olması başarının vazgeçilmez kaynaklarıdır.
Temsili demokrasinin ciddi sorunlar yaşadığı günümüz dünyasında insanlar artık birileri tarafından yönetilmek istemiyorlar, kimsenin kendilerini temsil ettiğini kabul etmiyorlar.
Bu durum, temsili demokrasi içinde gittikçe derinleşen bir krizin kaynağını oluşturuyor. Krizin çözümü katılımcı demokraside görülüyor. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni oluşturan toplumumuz ve ülkemiz doğrudan demokrasiye en yakın yönetim biçimi olan katılımcı demokrasiyi kurmak ve işletmek için çok uygun özelliklere sahiptir. Demokrat Parti, ülkemizdeki demokrasinin geliştirilmesi yolunda, haklarında karar verilenlerin bu karar süreçlerine katılma koşullarının öncelikle yerel yönetimlerde, kolayca sağlanabileceğini savunmaktadır. Bu nedenle, geleceğimizi, başkalarının iradesine bağlamak yerine onu kendi elleriyle kurmak için oy vermek isteyenlerin adresi Demokrat Parti’dir. On yıllardır, dünyanın çeşitli platformlarındaki sindirici atmosfer altında varlığı tartışma konusu yapılan, haklıyken haksız, mazlum olduğu halde zalim gösterilen toplumumuz ve seçimlerde Demokrat Parti’yi seçmekle, var olduğunu, sinmediğini, sinmeyeceğini ve kaderini kendi ellerine almaya karar verdiğini göstermiş olacaktır. Halka en yakın kamu kurumu olan belediyeler Demokrat Parti’li başkanların yönetiminde, demokrasinin yaşamdaki somut karşılığı olacak, demokrasi kavramı buralarda ete kemiğe bürünecektir. Demokrat Parti bunu gerçekleştirmek için belde halkı ile belediye arasındaki “mal sahibi-kiracı” ilişkisine benzer işleyişe son verecek ve beldenin tümünü ilgilendiren kararların alınmasında bütün demokratik kanalları açık tutacaktır. Belde halkıyla bu denli iç içe çalışan, bu denli birliktelik oluşturmuş olan belediyede hiçbir uygulama, hiçbir karar gizli kalmayacak; saydamlık, belediyenin doğal karakteri olacaktır.
Demokrat Parti adaylarının seçildiği belediyelerde hiç zaman yitirmeden kurulacak olan danışma kurullarıyla, 2010-2011 çalışma döneminin başından itibaren belediyelerin karar verme süreçlerine halkın örgütlü katılımı sağlanacaktır. Bu anlamda, başta meslek odaları ve sendikalar olmak üzere, belediyelerin görev bölgesinde bulunan demokratik örgütler bu kurulların etkin üyeleri olmaya çağırılacaktır.
Yerel yönetim, empati yeteneğini geliştirir. Yerel yöneticilerin, kendi sosyal ve ekonomik beklentilerinin ışığında hizmet ettiği halka yaklaşması, ortak gelişme ve büyüme hedeflerine sahip olması, çoğulcu katılım ve paylaşımı amaçlaması, yerel kalkınmanın ulusal kalkınmanın temeli olduğunu kavraması, birlik ve beraberliğin yaratacağı sonuçlara odaklanması, toplumsal refahın belirleyici kriterleridir.
Kentleşmenin tamamını ve geleceğini ilgilendiren bütün kararların oluşumunda bu kuralların görüşü alınacak; kararlar yaygın bir görüş alışverişi ile olgunlaştırıldıktan sonra verilecektir.
Belediyelerde kurulacak iletişim merkezleri ile örgütsüz kesimlerin de düşünceler, önerileri ve eleştirileri toplanacaktır.
Sağlıklı bilginin ancak bilgilendirilmiş toplumdan alınabileceği gerçeğinden hareketle, belediye çalışmaları saydamlaştırılacak ve başta bilgisayar olmak üzere bütün iletişim olanaklarından yaralanarak belediye çalışmaları hakkında toplumumuzun her tür bilgiye erişmesinin yolları açık tutulacaktır.
Kararlarda Nesnellik ve Planlama
Belediyeler, beşikten mezara değin yaşamımızın her alanında var olan kuruluşlardır. Kentlerde ve kentsel yaşamdaki her konu belediyelerin görev alanıyla ilgilidir. Bu nedenle belediyeler, kentte yaşanan her şeyin sorumlusu olarak görülürler. Belediyeler, elde bulunan kıt kaynakları, en akılcı biçimde değerlendirip kentlinin günlük yaşamını kolaylaştırmak amacıyla kullanabilecekleri gibi savurganca da harcayabilirler. Kaynakların en akılcı biçimde değerlendirilmesinin biricik yolu, kentsel yaşamla ilgili uygulamaların bilimsel verilere dayanarak hazırlanan bir plana dayandırılmasıdır. Çünkü plan “kaynak kullanımında en akılcı yol ve yöntemleri gösteren tek araçtır.”
Yerel yönetim, kendi yaşadığı çevreyi en iyi tanıyan, insanını anlayan ve gönlü hizmet aşkıyla dolu olanların işidir. Bu nedenle, bu kutsal görev; bölgesinin yerel kaynaklarını kullanarak, insanını kalkınma projelerine inandırarak, onların yönetime etkin bir şekilde katılmalarını sağlayarak, öncülük etme kabileyetini doğru hedeflere ulaştırarark başarılı olacağını bilenlere verilmelidir.
Kuzey Kıbrıs, devletimizin kuruluşundan bu yana gelişmesini ve yapılaşmasını yönlendirecek bütünlüklü bir plana sahip olmamıştır. Bu nedenle belediyelerimiz, şimdiye dek yürüttükleri çalışmalarda çoğu zaman el yordamıyla ve günübirlik verilen kararları uygulamışlar; kentlerimizin gelişimi, merkezi ya da yerel yönetimlerdeki ilgililerin becerileriyle sınırlı kalmıştır. Oysa, iktisadi, toplumsal ve fiziksel bütünlüğü olan bir plan disiplini altında ülkemiz, hızla bugünkünden çok daha ileri bir düzeye getirilebilirdi. Var olan kaynaklarımızın akılcı, etkin ve verimli kullanımının önündeki en büyük engelli oluşturan bu çalışma anlayışına son verilmesi zorunludur.
Kentsel gelişmenin, kent yaşamının ve kent mekanına ilişkin düzenlemelerin plan disiplini altına alınmasının zamanı çoktan gelmiştir. Toplam nüfusu orta boy bir dünya kenti ve yüzölçümü yaklaşık 300 km2 olan ülkemizde bunu gerçekleştirmek hiç de zor ve zahmetli değildir.
Ülkemizin öncelikle bir Stratejik Gelişme Planı, bir de Ülke Fiziki Planı olmak üzere iki temel plana ihtiyacı vardır. Bu iki plan birbiriyle yakından ilişkilidir. Bu planların varlığında hem halkımız, hem de kentlerimizde yatırım yapmak isteyen her ciddi yattırımcı geleceğini berrak biçimde görebilecektir.
Demokrat Parti, bu bağlamda, merkezi yönetimin ilgili birimleriyle de ilişkiye geçerek, ülkemizin tamamını kapsayan bir Stratejik Gelişme Planı’nın ve bu plana dayalı Ülkesel Fiziki Planın hazırlanmasının takipçisi olacaktır.
Demokratik planlama süreci içinde hazırlanmasını öngördüğümüz ve bu sayede toplumumuzdaki her kesimin üzerinde genel bir uzlaşma sağlanacağı planların yürürlüğe girmesiyle birlikte, KKTC’deki bütün yerleşmeler çağdaş bir planın rehberliğinde gelişme sürecine gireceklerdir. Bugüne değin kentlerimizin kaderini belirleyen abartılı, gerçek dışı, kişisel heves ve gayretkeşlik göstergesi uydurma projelerin, kulağa hoş gelen lafların yerini artık bu planlara bağlı ve toplumumuzun gerçek gereksinimlerini karşılayan projeler alacaktır.
Çağrı
İnsanımızı Demokrat Parti’nin sesine kulak vermeye çağırıyoruz.
Saygı ve sevgilerimle,
Serdar Denktaş
Demokrat Parti Genel Başkanı