DEMOKRAT PARTİ


PARTİ TÜZÜĞÜ:

 

  Önsöz:     Parti, KKTC’de bugüne kadar kurulmuş, tüm siyasi partilerin program ve görüşlerine, ilke ve yöntemlerine demokratik düşünce çerçevesinde saygı duyan, ancak demokratik parlamenter rejimde meydana gelen tıkanıklıklar neticesinde insan haklarına saygının, hukukun üstünlüğünün, Kıbrıs Türkü’nün doğal karakteri olan birbirini sevme, saygı duyma alışkanlıklarının, neredeyse tamamen yokolacak duruma gelmiş olmasının yarattığı bir toplumsal ihtiyacın giderilmesi için kurulmuş bir partidir.

                Toplumumuzun geleceğe güvenle bakma umudunun yanlış ellerde yitirildiği, gençlerimizin göçe mecbur bırakıldığı, yurtsever insanımızın baskı ve sindirme politikaları ile sindirildiği bir ortamda kurulmuş olan partimiz, vatandaşlarımızın hak, hukuk, adaletli paylaşımı, demokrasinin rahatça solunabileceği bir yaşam tarzı, sevgi ve saygıya layık olduğu görüşündedir.

YAŞASIN KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ

AMAÇLAR:     KKTC yurttaşları bugün vatan diyebilmeleri gereken bu topraklarda özgürce yaşayabilmek için şehitler vermiş, Rum’a ve Rum’un şahsında tüm dünyaya karşı Anavatanına güvenerek yıllarca çok zor koşullar altında direniş, Ulu Önder Atatürk’ün deyimiyle “Muhtaç olduğu kudretin damarlarında akan kanda” olduğunu dosta düşmana ispat etmiş onurlu bir halktır.

                Bu onurlu Kıbrıs Türkü’nü bugün için düşürüldüğü aciz durumdan kurtarmak, onu layık olduğu seviyeye ulaştırmak, mutlu, refah içinde, “yarın ne olacak” endişesini taşımayan bir toplum yapmak partimizin temel hedefidir.
Bu hedefe ulaşmak için;

     ---- Atatürk’ün siyasal felsefesinin tam ve gerçek anlamda uygulanmasını;
---- Liderimiz Dr. Küçük ve Rauf R. Denktaş’ın, Anavatan Türkiye ile kurmuş oldukları           
sağlam bağların devamını;
---- Kıbrıs Türkü’nün adaletli bir yönetim vasıtası ile bugünkünden çok daha üretken ve  
düzenli bir yapıya kavuşacağına inanmayı;
---- İnsan hakları evrensel beyannamesinde ifadesini bulan, hak ve özgürlüklere dayalı
demokratik ve sosyal bir hukuk Devletinin işlerliliğini sağlamayı kendisine görev sayar.

Partimiz ilke ve amaçlarını başarıyla uygulayabilmek için, dayandığı büyük güç; en iyiye, en doğruya, en güzele layık siz vatandaşlarımızdır.

 

İLKELER:
----     Toplumun Bütünlüğü: KKTC’ye vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes eşittir. Güneyli-Kuzeyli, Türkiyeli-Kıbrıslı ayrımcılığını körükleyen hiçbir davranışa izin verilemez.

----    Devlet Anlayışı: Devlet, hukukun üstünlüğüne dayalı otoritesini toplumsal ve siyasal yaşamın her alanına yansıtmalıdır. İşleyen, adil, şeffaf, dürüst bir Devlet yapılaşması toplumun Devlete olan inancını yeniden var edecek, UBP hükümetlerinde yapılanmış Hükümet-Devlet bütünleşmesini yeniden ayırabilecektir. DEVLET vatandaşlarının hakkını koruyabilen gerçek işlevini kazanmalıdır. Devlet bir otorite, bir iktidar, başkasından emir almadan emir veren en üstün, en büyük kuvvet demektir. 

HUKUK DÜZENİ VE ADALET

                Bağımsız ve süretli çalışan bir adalet mekanizması demokratik hak ve özgürlüklerin en sağlam güvencesidir.
Demokrat Parti iktidara geldiğinde bağımsız adaletin önündeki bütün engelleri kaldıracak, demokrasi açısından sakıncalı bulduğu yasaların yürürlüğüne son verecek, çok büyük ölçüde dağınık ve karmaşık bir durumda olan mevzuatımıza yeniden ve köklü bir çeki düzen verecektir. Bunu yaparken de ekonomik ve toplumsal düzenin adaletsiz olduğu bir ülkede yargı organı ve adalet mekanizması ne kadar bağımsız ve etkin olursa olsun adil ve hakça bir düzenin yeterince gerçekleşmesinin olası olmadığının bilincinde olacaktır. Bütün dünyada demokratikleşme ve liberalleşme eğilimlerinin getirdiği yenileşme, çağdaşlaşma ve yeni yapılanmaların etkenlerinden, özlem ve istemlerinden toplumumuzu soyutlamanın olanaksızlığının farkında olan Demokrat Partisi ekonomik ve toplumsal alanda yapacağı demokratik ve liberal düzen değişikliği ve demokrasiye kazandıracağı gerçeklikle hakça bir hukuk ve adalet sisteminin oluşmasına da katkıda bulunacaktır.

                Yaygın toplumsal ve ekonomik adaletin sağlanması, halkın ekonomik haklarının ve gücünün geliştirilmesi, ekonomideki keskin ve derin çelişkilerin, gerilimlerin, bunalımların giderilmesiyle daha uyumlu ve barışçıl bir toplumsal ilişkiler ortamına geçilmiş, böylece yurttaşlarla yurttaşlar veya yurttaşlarla kurumlar ve Devlet arasındaki uyuşmazlıklar ve dava konuları azaltmış olacaktır.
Çalışma barışının sağlanmasında ve ekonomik verimliliğin arttırılmasında, çalışanların ve işverenlerin hak ve özgürlüklerinin geliştirilmesinin ve genişletilmesinin en önemli ve etken faktörler olduğunu bilen ve buna inanan Demokrat Parti, kendi iktidarında ülkede çalışma barış ve huzurunun sağlanması için bütün hukuksal düzenlemeleri ve iyileştirmeleri yapacak, çalışma yaşamını, var olan birçok uyuşmazlıklardan, uyumsuzluklardan ve belirsizliklerden kurtaracaktır. Bunlarla birlikte ve temelde hukuk düzenini, hukukun üstünlüğü ve demokratik hukuk Devleti kavramlarına daha uygun duruma getirmek, adalette etkinlik, hızlılık, güvenlik sağlamak ve böylece yargı organını daha az sorunlarla daha etkin ve süratli biçimde ilgilenmek olanağına kavuşturacaktır. Bunu yaparken de Parti şu önlemleri alacaktır.

-                Yasalarımızla Anayasa, özgürlükçü demokrasi, çağdaş toplum yapısı ve ekonomik yaşam arasındaki çelişkiler, tutarsızlıklar ve toplumsal adalete aykırılıklar elenerek kısa sürede giderilecektir. İnsanca ve hakça bir toplum düzeninin, hızlı ekonomik, toplumsal ve teknolojik değişimin gereği olan yasalar öncelikle hazırlanacak ve yaşama geçirilecektir.

-               İngiliz dilinde yazılı ve yürürlükte olan tüm sömürge yasaları tümden elden geçirilerek Türkçeleştirilecek ve kaynak yasalar haline getirileceklerdir. 

-               Yasalar tutarlı bir şekilde düzenlenip, dizinlenecek ve toparlanacaktır. Özellikle yurttaşların haklarını ve hak arama yollarını daha kolaylıkla kavrayabilmeleri sağlanacaktır.

 -              Hukuk düzeninin ve yasaların çağdaşlaştırılması, toplum ve gelişme gereklerine uygunlaştırılması için Yüksek Mahkeme ve Barolarla yakın ve etkili işbirliği yapılacaktır.

-                Yurttaşların adaletle ilgili yakınmaları daha etkin bir biçimde izlenecek, usul hükümleri daha da kolaylaştıracak ve zaman kazanmak için duruşmaları erteleme olanakları sınırlandırılarak davaların daha çabuk sonuçlandırılabilmesi sağlanacaktır.

-               Adaletin işleyişinin çabuklaştırılabilmesi ve daha çok etkinlik kazanması için çağın ileri teknolojik ürün ve olanaklarından yararlanılacaktır. Yargı organının kadro, araç, gereç vs. gereksinimlerine süratle yanıt verilecektir.

-               Dar gelirli yurttaşların hak aramalarını ucuzlaştırıp kolaylaştırmak üzere Devlet yardımı olanakları genişletilecektir. Hukuk sigortası oluşturularak sigortalıların avukat ücreti ödemeksizin hak arayabilmeleri veya kendilerini savunabilmeleri sağlanacaktır.

-               Hukuk Fakültelerinden mezuniyetlerini müteakiben genç hukukçuların yargıç ve savcı yanında staj yapmaları ve stajdan hemen sonra mesleğe intisap etmeleri olanakları yaşama geçirilecektir.  

-                Yargıçların, Savcıların ve adalet görevlilerinin tam bir güvenlik ve erinçle ve maddi sıkıntı çekmeksizin bu onurlu ve kutsal görevlerini yasalar, teammüller ve vicdani kanaatlerine göre korkusuzca ve hiçbir etki altında kalmadan yerine getirebilmeleri olanakları genişletilecektir.  

-               Ülkede gerekliliği ve zorunluluğu artık tartışmasız hale gelmiş bulunan “Adalet Bakanlığı” makamı mutlaka ihdas edilecektir.

-               Nöbetçi yargıç ve mahkemeleri kurumlaştırılacaktır.

-               Hangi nedenle olursa olsun suça itilen küçüklerin çevresel ve ruhsal durumlarını göz önünde tutabilecek biçimde oluşturulacak ve oluşumunda pedagog, sosyolog ve psikologların da yer alacağı çocuk mahkemeleri kurulacaktır.

-               Orta okul, lise ve üniversitelerde hukuk dersleri okutulması zorunlu hale getirilecek ve hukuk derslerinde özellikle demokrasi ve hak duygusunu geliştirici ve olgunlaştırıcı eğitime ağırlık verilerek çağdaş insanlar yetiştirilmesi sağlanacaktır.

 

----     Bireycilik: Bireyin refah ve mutluluğunu sağlamak esas amaçtır. Ancak bunu sağlarken ana hedef toplumun refah ve mutluluğunu sağlamak olmaktır. Bireyin yaratıcılığı ve üretim gücü toplum yararına da kullanılabildiği takdirde Devletin en büyük zenginliği olacaktır.  Bu anlamda birey yararlarının toplum yararlarını zedeleyici nitelikte olmamasına azami gayret gösterecektir.

----   Bilimsellik: Devlet yönetiminin yol gösterici en büyük ve önemli faktörü bilimdir. Devletin, toplumun ihtiyaçlarına en etkin biçimde cevap verebilmesi için, çağdaş düşünce çerçevesi içinde bilim tek anahtardır.

----    Fazilet: Devlet yönetiminde yer alan kişilerin en başta sahip olması gereken niteliğin fazilet olduğuna inanıyoruz.
Ülkeyi yöneten kişilerin yetenekli, faziletli, çağdaş düşünen, demokrasiyi hazmetmiş insanlardan oluşması ve her türlü yolsuzluğun, olmadan önlenmesi için gereken bütün önlemlerin alınması temel görevlerimizden biri olacaktır.

----     İnsancıllık: Son yıllardaki uygulamalar neticesinde insanlarımız siyah-beyaz kadar kesin çizgilerle birbirlerinden ayırtılmışlar, sevgi ve hoşgörü duygularından yoksun bırakılmışlardır. Birbirine hoşgörüyle yaklaşabilen, birbirini seven, düşünce farklılıkları nedeniyle düşman gruplara ayrılmayan bir toplumu yeniden yaratabilmek idarenin konulara insancıl bir perspektivle yanaşmasıyla mümkün olacaktır.

DEVLET YAPISI

----           Yasama: Yasama organının çalışma düzeni tümüyle ve kökten değiştirilmelidir. Çağdaş, üretken, katılımcı bir parlamento ortamı yaratılmalıdır. Parlamento çalışmalarında öncelik Genel Kurul’dan alınarak “İhtisas Komitelerine” verilmeli, komite başkanklarının yetkileri arttırılmalıdır. Meclis haftada 5 gün toplanmalı, komiteler ve Genel Kurul uyum içinde çalışmalıdır. Parlamento çalışmaları BRT kanalıyla halka açık olmalıdır.   

----           Yürütme: Mevcut Bakanlıkların oluşumu ve bakanlıklara bağlı birimlerin yeniden düzenlenmesi toplumda mevcut birçok israfı engelleyebilecektir. Bakanlıklar milletvekillerinin denetimine açık, iş takibi yapan değil, iş üreten birimler haline getirilecektir.   

----           Kamu Yönetimi: Kamu yönetiminde en etkin şekilde gözlenen ayrımcılık, partizan tavır ve icraatlar düzeltilmelidir. Kamu yönetiminde çalışanın, emeklerinin karşılığını parti rozetlerine bakmaksızın alabileceği bir sistem oluşturulmalıdır.
Kazanılan haklara halel gelmeksizin, yapılacak düzenlemeler ve gerekli yetki dağılımı ile Devletin vatandaşın ayağına gidebileceği etkin bir düzen öngörülmektedir.
Kamu görevlisinin tarafsızlığının herhangi bir siyasi partiye üye olmamakla eş anlamlı gören zihniyeti reddederiz. Kamu görevlisi istediği takdirde, istediği partiye üye olabilmeli, tarafsızlığını icraatlarıyla ortaya koyabilmelidir.

YEREL YÖNETİM

----                Belediyeler: Ülkemizde belediyelerin nüfusa oranda çokluğu, zaten kısıtlı olan kaynakların daha çok bölünmesine, dolayısıyla hizmetin gereği gibi götürülmemesine neden olmaktadır. Küçük belediyelerin çalışanların mağdur olmayacağı bir yöntemle kapatılması, bunlara hizmetin merkezi yönetim tarafından götürülmesi kaçınılmaz görülmektedir. Belediye çalışanlarının emeklilik yükü belediyelerden alınmalı merkezi yönetime bırakılmalıdır. Belediye hudutları dahilinde merkezi hükümetin topladığı bazı vergiler belediyelere bırakılmalı, büyük şehirlerde trafikten sorumlu belediye personeli eğitilmeli ve çalıştırılmalıdır.

----                Muhtarlıklar: Bütün seçimleri büyük bir olgunlukla geçiren köylerimizde muhtarlık seçimleri nedeniyle küskünlükler meydana gelmekte sosyal barış bozulmaktadır. Seçimle işbaşına gelen muhtar esas görevlerini oy kuşkusuyla layikiyle yerine getirmemektedir. Seçilmiş olmasına rağmen muhtarlık görevini meccanen yerine getiren muhtarlarımız büyük zorluklar içinde görev yapmaya çalışmaktadır. Köy ve mahalle muhtarlarının Kaymakamlar tarafından tayin edilmesi ve bölge kaymakamlıklarının maaşlı memuru olması gerektiğine inanıyoruz.

----                Kaymakamlıklar: Kaymakamlar en yüksek mülki amir olarak nitelenmesine rağmen günümüzde İçişleri Bakanlığı’nın basit birer memuru olarak görülmektedir. Partimiz kaymakamları bölgelerinde Devleti temsil eden kişiler olduğunu kabul etmekte bu görüşe münasip olarak yetkilendirilmeleri gerektiğine inanmaktadır. Yetkili bir kaymakam vatandaşın birçok sorununu çözebileceği için merkeze taşınmasına gerek kalmayacağına, bu sayede zaman, nakit tasarrufu sağlanacağına, vatandaşın Devlete değil Devletin vatandaşa ulaşacağı bir yöntemi öngörüyoruz.

----                Anayasa: Anayasamız içerik açısından bazı konularda çok detaya inen bir yapıya sahiptir. Buna rağmen inancımız odur ki; dünyanın en iyi hazırlanmış, en kolay uygulanabilir Anayasası bile yanlış, ard niyetli ellerde en kötü uygulanan bir Anayasa haline gelebilir. Bizler Anayasanın değiştirilmesi gerekliliğine inanmamakla birlikte ulusal bir uzlaşma sağlanması halinde, daha çağdaş bir Anayasanın hazırlanabileceği görüşündeyiz. Ancak yapılacak bu değişiklikler için bütün tarafların görüşbirliği gerektiğine olan inancımızı da yineleriz.

SİVİL YAPI

SİYASİ PARTİLER:
Siyasi partilerin, parti üyelerinin parti yönetimine egemen olabilecekleri bir yapıya kavuşturulabilmesi için Genel Başkan dahil, siyasi partilerin her kademe yöneticilerinin doğrudan doğruya seçimine olanak sağlayacak bir ön seçim isteminin getirilmesi için gerekli yasal düzenlemelerin yapılmasını uygun görmekteyiz.
Başta Siyasi Partiler Yasası ve Seçim Yasası olmak üzere ülkede demokrasinin işlemesine temel oluşturan tüm yasaların, Anayasanın ilgili maddeleri dahil, devamlılık ve istikrar kazandıracak, siyasi iktidarların kendi çıkarları doğrultusunda değişiklikler getirmeleri ve mani olacak yasal düzenlemeleri sağlamak amacındayız.
Siyasi partilere üye olan kişilerin, parti nüfuzunu kullanarak kamu görevindeki yetkilerine dayanarak siyasal inanç ve eğilimlerini yapmaya çalışmalarını, hangi şart altında olursa olsun uygun bulmuyoruz.

SENDİKALAR:
Sendikalar, demokrasilerde çalışanların haklarını koruma ve savunmanın vazgeçilmez örgütlerdirler. Sendikalar Yasası’nın ILO konvansiyonuna tamamıyla uygun olarak hazırlanması gerekliliğine inanıyoruz.
Sendikaları, iktidar partisini eleştiriyor diye bölmek, zayıflatmak veya kaale almamak gibi yaklaşımların hem çalışma hayatına hem de demokrasiye sokulmuş bir hançer olarak görüyoruz. Aynı şekilde sendikaların da çalışanların haklarını arıyoruz kisvesi altında yakın buldukları partinin kitlesel hareketlerinde boy göstermeleri, eylemler düzenlemeleri, üyelerini kullanma anlamına gelmektedir ki bu da tarafımızdan tasvip göremez.

MESLEK KURULUŞLARI:
Çeşitli meslek mensuplarının kendi aralarında örgütlenmelerini, gerek o meslekler gerek ülke çıkmazları bakımından yararlı görmekteyiz.
Her meslek kuruluşunun kendi alanındaki kanunlarla ilgili görüş ve önerilerinin, yetkili kurul ve kişilerce önemle dikkate alınmasını gerekli görüyoruz ve bunun katılımının demokrasi anlayışımızın bir icabı sayıyoruz.
İlgi alanları benzer kuruluşlar arasındaki işbirliğinin sorunların çözümü güçlendirici bir unsur olacağı düşüncesindeyiz.

DERNEKLER:
                Dernekler, ülkemizin siyasal sürecinde büyük etkinlik sahibi olmuş demokratik kitle örgütleridirler. Derneklerimizin gelişebilmesi etkinliklerini ülke dışına taşırarak toplumumuza daha yararlı olabilmesi için gerekli tüm yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Örgütlü toplum güçlü toplumdur felsefesine dayanarak derneklerin de toplum içinde demokratik, saygın yerlerini alması sağlanmalıdır.

BASIN:
Basın hürdür. Haber doğruluğu ilkesine bağlılığı basının onuru olarak kabul ediyoruz.

RADYO-TELEVİZYON:
Radyo-televizyon, kamuoyunun oluşmasında en önemli etkendir. Bu kuruluşların özerkliği görevlerini tam anlamıyla yapmalarına olanak sağlayacaktır.

Özerkliklerinin tam anlamıyla sağlanması, tüm siyasi partilerin görüşlerine özgürce yer verilmesi için gerekli yasal ve anayasal düzenlemeler yapılmaktadır.

GENÇLİK:
Özellikle son yıllarda gençliğe korkuyla bakıldığı içindir ki, gençliğe iş ve başka vaadlerle mevcut düzene uyum sağlamaları için baskı uygulanmaktadır. Oysa gençlik, bu toplumun baskıyla değil anlayışıyla yaklaşıldığı takdirde faydalı olabilecek en dinamik kesimdir. Gençliğin dinamiği ve çağdaş düşünce birikimi topluma fayda sağlamak üzere kullanılmalıdır.   

 

EKONOMİK POLİTİKA

1.EKONOMİK POLİTİKANIN ESASLARI:

                Ekonominin doğal kuralları ve rekabet şartları içinde gelişmesinin sağlanmasına müsaade ederek; Devletin ekonomiye müdahalesinin kesin sınırlarının belirtileceği, ülke çıkarları doğrultusunda müdahalelerin asgariye indirilerek istikrarlı ve uzun vadeli ekonomik programlar çerçevesinde, serbest pazar ekonomisinin uygulanması, ekonomik politikamızın esasıdır.
Ekonomik gelişme ve üretim atmosferinin oluşturulmasıyla; ekonomik seferberlik anlayışı çerçevesinde, sosyal dengenin iyileştirilmesi, fertlerin yetenek ve çalışmalarına göre gelişme arzularının teşvik edilmesi, gruplar arasındaki gelir dağılımı farklılıklarının pratik ölçüler içinde azaltılması ve refahın yaygınlaştırılması ekonomik gelişme politikamızın temelini oluşturur.

2. EKONOMİK POLİTİKADA DEVLETİN ROLÜ

                Ekonomide Devlet; vatandaşının rakibi değil, onun gelişmesine hizmet eden, engelleyici ve müdahaleci değil yardımcı olandır.
Devlet sanayi ve ticaret ana prensip olarak girmeyecek, ancak sektörlere hizmet ve öncülük amacıyla, görevini tamamladığında özel sektöre devretmek kaydıyla yatırımlar yapabilecektir.
Ekonomik kalkınmada Devletin esas görevi, düzenleyici olması, sorunların çözümlenmesi, istikrarın sağlanmasına yönelik; sık sık değişmeyen kaideler koyması, altyapı hizmeti vermesi, engellerin kaldırılarak verimin yükseltilmesi ve detaylara müdahale etmeden üretken bir ekonomik ortamın yaratılmasıdır.

3. TASARRUFLAR VE KREDİ POLİTİKASI:

                Özel tasarrufun tasarruf sahibine en yüksek faydayı sağlamasına müteakip tasarrufun en verimli yatırım alanlarında kullanılmak üzere teşvik edilmesi ana ilkelerimizdendir.
Kredilerin; aşırı teminata dayanan bir sistem içinde dağıtımından ziyade, verimi yüksek ve ekonomik kalkınmayı süratlendirecek projelere tahsis edilmesi, kaynaklarımızın korunup değerlendirilmesi açısından büyük öneminin olduğuna inanmaktayız.

4. VERGİ-BÜTÇE POLİTİKASI:

                Güçlü ekonomi; demokratik, adil ve çağdaş bir vergi sistemi ile yaşayabilir. Devletin ekonomi politikası ile vergileme arasında doğrudan bir ilişki vardır. Bu gerçekler ışığında; Devlet zarar eden yatırımlar yerine, ekonomik gelişmede başarılı ferdi teşebbüsleri yönlendirerek, teşvik etmesi, Devletin masraflarını azaltarak aşırı vergilendirme ihtiyacını ortadan kaldıracaktır. Böylece vatandaşa daha etkili ve faydalı hizmet vermek mümkün olacaktır.
VERGİLENDİRMENİN ANA PRENSİPLERİ;

  1. Vergiler sayıca az, basit ve kolay anlaşılır olmalı
  2. Vergileme kurumlaşmayı ve yatırımları teşvik etmeli
  3. Konumuna göre vergiler, vatandaşa hizmet götüren birimlere kaynak olacak şekilde düzenlenmeli.

 

5. HİZMETLER:

Gelişmiş ülkelerde, milli gelirin yarıdan fazlası hizmet sektöründe oluşur ve sosyal gelişmenin, tarımın ve sanayinin gelişmesi, hizmet sektörünün gelişerek kurumlaşması ile mümkündür.
Ülke ekonomisinin dışa açılmasında, dış ödemeler dengesinin tesisinde; ihracat ve dış pazarlama öncelik taşımaktadır. İç ve dış ticaret, turizm, müteahhitlik, ulaştırma, taşımacılık ve transit ticaret hizmetlerinin kolaylaştırılarak gelişmesini oluşturacak önlem ve teşviklerin sağlanması gereklidir.
Bağımlılık yaratmayacak ülke kalkınması ve istihdamına yönelik yabancı sermaye teşvik edilecektir.

6. KÖY, TARIM VE HAYVANCILIK:

                Köylümüz sosyal yapımızın temel taşı ve istikrar unsurudur.
Tarım ve hayvancılık üretimi, ekonomik gelişmemize, özellikle sanayi ve turizm sektörümüze en önemli kaynağı oluşturur.
Köylümüzün yaşam seviyesinin yükseltilmesi ve tabiat şartlarına bağımlılıktan kurtarılması gereklidir.
Bu amaçla;

  1. Bölgelerimizin toprak yapısı bilimsel yöntemlerle incelenerek; en verimli ve yüksek tarımsal üretimin sağlanabilmesi için en yeni teknolojiyi sağlayacak projeler desteklenecek ve gerekli teşvik ve yönlendirme yapılacaktır.
  2. İç ve dış pazardaki gelişmeleri izleyecek örgütlenme sağlanacak ve en kazançlı üretim teşvik edilecektir.
  3. Tarım ve hayvancılığa dayalı sanayi ilişkileri; üretim-pazarlama zinciri içinde bir bütün olarak değerlendirilecek ve gereken yönlendirme yapılarak üretim özenlendirilecektir.
  4. Balıkçılık ve su ürünleri üretiminin geliştirilmesi için gereken altyapı çalışmaları süratle tamamlanacak, bu konuda bilimsel ve teknolojik yardımı sağlayacak birim oluşturulacaktır.
  5. Ormanlarımızın korunması ve geliştirilmesi sağlanarak erozyona karşı önlemler arttırılacaktır.

7. SANAYİ POLİTİKASI:
Sanayi, ülkelerin kalkınmasında esas temel taşlarından biridir, yüksek hayat şartı ve refahın koşulu üretimdir.
Sanayimiz; uluslararası düzeyde güçlü, rekabet edebilir ve yeterli olabilmesi için uzun vadeli ve istikrarlı programlarla yönlendirilecektir.
Öncelikle, sanayi sektörü içinde teşvik edilecek yatırımlar titizlikle tesbit edilecek, bu tesbit yapılırken mevcut yatırımların geliştirilmesi, diğer sektörleri tamamlayıcı özellikte olmasına özen gösterilecektir.     
Sanayi yatırımları; bölgesel ve global, rekabet edilebilirlik potansiyellerine göre yönlendirilip teşvik edilecektir.
Mevcut yatırımların gelişebilmesi ve yeni yatırımların süratle devreye girebilmesi için; çağdaş teknolojilerin transferini kolaylaştırıcı, ihracat kapasitesini arttırıcı teşvik tedbirleri alınacak ve sürekliliği sağlanacaktır.
Sanayi teşvik tedbirleri; yatırım ve üretim sürecinde uygulanacaktır.
Devlet; sanayi ürünlerimizin dış pazara ulaştırılmasında, pazarlama faaliyetlerinde ve yurt dışında uğrayabilecekleri kayıplara karşı korunmasında dış satımcılarımızı, her türlü olanağı ile destekleyecek ve gerektiğinde yatırım yapacaktır.

8. ESNAF VE SANATKAR:

Ekonomik ve sosyal bünyemizde üretim ve istikrar unsuru olarak esnaf ve sanatkarımızın önemli bir yeri vardır.
Esnaf ve sanatkarları emek ve sermayenin birleştiği, teşebbüs gücünün gelişmesi için doğal şartların mevcut olduğu meslekler topluluğu olarak görüyoruz. Esnaf ve sanatkarlarımız, teknik eğitim ve kredi olanaklarıyla desteklenecek ve mesleki dayanışmayı teşvik edici tedbirler alınacaktır.
İnsan ve emek unsuruna verdiğimiz önem; esnaf ve sanatkarlar politikamıza tam olarak yansıtılacaktır.

9. KİT’ler ve Kooperatifler kamu maliyesine yük olmaktan kurtarılacak üretken bir yapıya kavuşturulacaktır.

10. TURİZM:

                Ülkemizde mevcut programsız turizm faaliyetleri önlenecek bir master plan çerçevesinde ticaret turizmi ve üçüncü ülkelere yönelik dinlence turizmi şeklinde geliştirilecektir.

11. SU:

                Ülkemizin en önemli sorunu olan su konusunda rezervlerimizin uzun süre dayanabilmesi için kullanım yöntemlerimiz düzenlenecek, çalışmalarımız kıt olan su imkanlarımızdan daha fazla verim elde edilebilmesi yönünde olacaktır.

SOSYAL YAPI

----           Sağlık: İnsan sağlığı bürokrasinin insafına bırakılamaz. Öncelikle yerel sağlık hizmetlerimiz araç-gereç ve bilgi açısından yeterli duruma getirilmelidir. Kendi olanaklarımızın yetmediği yerlerde insanın parti rozetine bakılmaksızın dış ülkelerde Devlet tarafından tedavi ettirilmelidir.

----           Çalışma Hayatı: Gerek Devlet gerekse özel sektörde çalışan her şahıs emeklilik hakkına sahip olmalıdır. Çalışanların uygun koşullarda ILO konvansiyonu kurallarına uygun çalışması sağlanmalıdır.

----                İstihdam: Devletin bugünkü aşamada görevi istihdam alanı yaratabilecek sahaları hazırlamak olmalıdır. Devlette çalışma avantajlarının özel sektöre de yansıtılabileceği bir düzenleme gerekliliğine inanıyoruz.

----           Sosyal Güvenlik: Gelecek korkusu olmayan bir toplum fertlerinin daha üretken olabileceğine inanıyoruz. Bu nedenle sosyal güvenliği bugünkü topluma dinamizm kazandıracak bir unsur olarak görmekteyiz. Bu noktadan hareketle tarlada çalışan çiftçiden Devlet memurlarına kadar toplumun tüm fertlerini kapsayan Devlet güvencesine alınmış bir sosyal güvenlik sistemine ihtiyaç duyulmaktadır.
Devlet emeklileri ile sosyal sigorta emeklilerinin eşitlenebileceği adil sistemler dünyanın gelişmiş ülkelerinde uygulanmaktadır. Çağdaş dünya ve gelişen teknoloji bu sistemlerin ülkemizde de uygulanabilirliğine olanak tanımaktadır.

YERLEŞME VE FİZİKİ PLANLAMA:

                Sosyo ekonomik yapısı belirlenmiş nüfusun ve ekonomik faaliyetlerin yer seçimlerinin önceden hazırlanmış fiziki planlara uygun olarak yapılması gerekmektedir. Kırsal kesimler ile kentler arasındaki ortalama seyahat süresinin kısa olması, tarım dışı ekonomik faaliyetlerde bulunan nüfusun kırsal alanlarda yerleşmesini mümkün kıldığı göz önünde tutulduğunda, nüfusun kentsel ve kırsal alanlardaki mevcut altyapılar da değerlendirilerek dengeli tutulması, ekonomik faaliyetlerin ve sosyal altyapıların yer seçimlerinin bu gerçekler ışığında yapılması gerektiğine inanırız.

                Genel Fiziki Planlama:

                Fiziki planlar ile kalkınma planları bir bütün oluşturmalı, eşgüdüm içerisinde olmalı, büyük ölçekten küçük ölçeğe doğru yapılmalıdır. Kalkınma planlarında öncelikli sektörler belirlenmeli, bu sektörlerdeki ekonomik faaliyetlerin yer seçimleri ülkesel, bölgesel, kentsel ve mevzii fiziki planlarla bir bütünlük içerisinde gerçekleştirilmelidir. Kaynakların, bu arada toprağın etkin ve ekonomik kullanımı, yatırımların dengeli yapılması, ülke topraklarının kullanımı ve nüfus dağılımının planlı ve akılcı olması için kalkınma planları, fiziki planlama ile birlikte yürütülmelidir. Ülkesel bir fiziki plan hazırlanmasının ve buna bağlı olarak daha küçük ölçekteki fiziki planların düzenlenmesinin şart olduğuna inanmaktayız. Planlamada merkezi yönetimle yerel yönetimlerin daha yoğun bir işbirliği içerisinde bulunması gerektiğine inanırız.

                Kentsel Yerleşim ve Yapılaşma:

                Kent sınırları içerisinde altyapısı hazır alanların belli bir yoğunluk ve doyuma ulaşmadan kent sınırlarının büyütülmesi ülke kaynaklarının gereksiz bir şekilde harcanmasını, kentsel nüfus yoğunluğunun azalmasını, beledi hizmetlerin kişi başına maliyetinin yükselmesini ve yeterli hizmet verilememesini gündeme getirir. İmar planları hazırlanmamış kentlerin sağlıklı yerleşim birimleri oluşturamayacağı gerçeğinden hareketle gelişigüzel ve çarpık yapılaşmanın önüne geçebilmesi için tüm kentlerimizin imar planlarının ülkesel fiziki plana uygun olarak hazırlanması ve bir an önce uygulamaya konması gerektiğine inanmaktayız.

                Kırsal Yerleşim ve Yapılaşma:

                Sosyo-ekonomik yapımız dikkate alındığında kırsal alanlarda yerleşmiş bulunan nüfusun buralarda tutulması gerektiğine inanıyoruz. Bu nedenle Devletin kırsal kesimlerdeki fiziki ve sosyal altyapı yatırımlarını yoğunlaştırması gerektiği görüşünü savunuruz. Nüfusun kentlere göç etmesinin engellenerek gençleştirilmesi için Devletin kırsal kesimlerde özendirici önlemler alması gerektiğini savunuruz. Yapılaşmanın belli bir düzen içerisinde olması için kırsal yerleşim birimlerinde de gerekli fiziki planların hazırlanmasını öngörürüz.

Sosyal Konut:

Geleneksel yapımız incelendiğinde tüm imkanlarımızı zorlayarak bir konut sahibi olma eğilimi gösterdiğimiz görülür. Bu nedenle düşük ve orta gelir grubundaki vatandaşlarımızın sağlıklı birer konut sahibi olabilmeleri için Devlet tarafından özendirici önlemler alınması gerektiğini savunuyoruz. Devletin yaptığı sosyal konut yatırımları yanında, vatandaşların kendi sosyal konutlarını yapabilmeleri için kredi olanakları ve diğer özendirici önlemler alınmalı, bu amaçlara yönelik merkezi bir fon kurulmalıdır. Sosyal konut faaliyetlerinin kentlerde olduğu gibi tüm kırsal yerleşim birimlerinde de yoğunlaştırılması gerekmektedir.
Bunların yanında vatandaşlarımızın özel bankalardan düşük faizli sosyal konut kredileri alabilmeleri için gerekli yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesi gerekmektedir.

Fiziki Planlama ve Çevre:

Fiziki planlama ile çevrenin bozulmadan korunması bir arada düşünülmelidir. Bu nedenle planlama ile çevrenin etkileşiminden çevrenin zarar görmemesine özel özen gösterilmelidir. İmar mevzuatları, günün gelişen koşullarına uygun ve çevreye daha duyarlı yer seçimlerini ve yapılaşmayı gerçekleştirebilecek yönde yeniden düzenlenmelidir.

Tarihi ve Doğa Değerlerinin Korunması:

Kıbrıs çok zengin tarihi ve doğa değerlerine sahiptir. Hangi kültüre ait olursa olsun tarihi değerlerin tüm insanlığın malı olduğuna inanır ve bu değerlerin gelecek kuşaklara ulaştırılmasını tarihi bir görev sayarız. Sahillerin ve doğa zenginliklerinin tüm toplum yararına korunması ve kullanılması gerektiğine inanırız. Tarihi korumacılığın ekonomik açıdan büyük yükümlülükler yaratabileceğinin bilincinde olarak, korumanın kullanım ile bir bütünlük kazanması gerektiğini savunuruz. Devletin hem kendi değerlerini korumada öncülük yapması ve özel kişi ve kuruluşlara örnek olması gerekmektedir.

                ---- Çevre: Çevrenin korunmasının birinci şartının eğitimden geçtiğine inanıyoruz. İnsanımızı özellikle yeni yetişen kuşakların çevre konusunda daha duyarlı olabilmesi için eğitim yanında çevre ile ilgili kuruluşların daha etkin çalışabilmesine bağlıdır.
Ülkemiz çevre konusunda birçok ülkeye ve özellikle Güney Kıbrıs’a nazaran çok daha şanslı bir konumdadır. Bu şansı kaybetmemek için “Çevre konumu master planının hazırlanmasını zorunlu addediyoruz. Çevre olgusunun ülkemiz insanına maddi açıdan da yarar sağlayabileceği inancını kişilere anlatabilmenin ülkemiz açısından önemli olduğuna inanıyoruz.

EĞİTİM VE KÜLTÜR YAPISI

TEMEL EĞİTİM

                Bir toplumun oluşumu ile varlığını koruması ve geliştirmesi eğitimle mümkündür.
Eğitim, her türlü eğitim kurumları, aile, çevre ve iş yerleri ile meslek gruplarında oluşarak bütünleşir.
Eğitim Devletin bir görevidir. Partimiz eğitimde ÖRGÜN ve yaygın eğitimin bütünleşmesi ile süreklilik ilkelerine bağlıdır. Eğitimde, eşit fırsatlar içinde bilime dayalı, düşündüren, atılımcı, laik ve demokratik insan yetiştirme görüşündeyiz.
Sayıları çok az olmakla beraber özel eğitime muhtaç olan zorunlu öğrenim yaşındaki çocuklarımızın yetiştirilmelerine ayrı bir önem verilecek ve gerekli önlemler alınacaktır.
Bütün eğitim sistemi boyunca öğrencilerimizin bedeni, zihni ve ruhsal yönden dengeli ve normal büyümelerine özen gösterilecektir.
Akademik lise mezunları sayısının artması ile üniversiteler önünde yığılmalarına son verilmesi ve toplumumuzun meslek sahibi, ara insan gücü ihtiyaçlarının sağlanması hususunda partimiz üretim, insan gücü ve eğitim sistemi arasında mümkün olan uyumu sağlamak gerektiği inancındadır.
Partimize göre öğretmenler çok özel bir yere sahiptirler. Öğretmenler toplumun mimarlarıdırlar. Onlar toplum geleceğinin güvencesidirler. Partimiz eğitim sistemi ile öğretmenleri ve onların yetişmelerini bir bütünlük içerisinde görmektedir.
Toplum ara eleman ihtiyacına cevap verecek iki yıllık yüksek öğrenim programları, özerk, özel üniversitelerde teşvik edilecektir.
Yukarıda belirtilen esas ve ilkelere kavuşmak, onlara erişebilmek için partimiz şunlara öncelik ve ağırlık verecektir:
1.             Milli Eğitim Bakanlığı yapısı ile uyum içinde olmayan eğitim sistemi içindeki gerekli değişikliklerin yapılması.
2.             Zorunlu eğitim yaşı dünyada uzatılmaktadır. Buna uygun olarak Milli Eğitim Temel Eğitim Yasası’ndaki zorunlu eğitim yaşının ergenlik çağının ve onun sorunları da bitene dek, yani 16. yaşın sonuna kadar uzatmak üzere gerekli değişikliklerin yapılması.
3.             Mümkün olan her yerde, hem daha ekonomik hem de daha verimli olmak için ana sınıflarını da ihtiva eden Temel Eğitim uygulamalarına yer verilmesi.
4.             Temel Eğitim ve Orta Eğitim kurumlarında kitaplıklar kurulması ve var olanların geliştirilmesi.
5.             Temel Eğitim ve Orta Eğitiminde rehberlik hizmetlerinin geliştirilmesi.
6.             Orta öğrenim düzeyinde öğrenciye bir meslek edinme olanağı sağlayacak yeni programlar yapılması.
7.                Öğretmen kolejinin yalnız Temel Eğitimin birinci kademesine ilk öğretim kurumlarına değil Temel Eğitimin ikinci kademesi için de (Orta Okul sınıfları için de) öğretmen yetiştirecek şekilde örgütsel ve yapısal olanaklara kavuşturulması.
8.                 Öğretmen kolejinin, ülkemizin ihtiyaç duyduğu tüm meslek içi öğretmen yetiştirme programlarını uygulayacak örgütsel ve yapısal olanaklara kavuşturulması.
9.             Eğitim Sistemini, bütünleştirip, tamamlayacak olan yönetim elemanları ile teftiş ve denetim elemanlarının yetiştirilmeleri ve yeniliklerle buluşabilmelerinin sağlanması.
10.           Yönetim ve teftiş elemanlarının tayin ve terfilerinde kıdem yanında daha üstün mesleki formasyonun mutlaka aranmasına.
11.           Uygun görülen konularda özel eğitim şuralarının yapılmasına.

KÜLTÜR VE ESKİ ESERLER

                Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, tarih ve doğa değerlerine sahip çıkmak, kendi kültürünü devamlı yaşatmak ve sergilemek zorundadır.
Partimiz ülkemizde, dünyaca bilinen çeşitli devirlere ait tarihi eserlerin korunması ve gelecek kuşaklara aynen aktarılmasını bir insanlık borcu olarak görmektedir.
Toplumumuzun hoşgörüsü ile halen birçok yerleşim birimlerinde bulunan yabancı kültür değerlerini korumayı bir görev bilmektedir.
Kendi, Türk varlıklarımızı araştırıp bulmak, din, dil, yazı ve konuşmada bulunan özellikleri çıkarıp sergilemek, bir görevdir.
Kendimize özgü folklorumuzu, müziğimizi araştırıp geliştirmek ve teşhir etmek partimiz amaçlarındandır.
Bunları yerine getirmek için:
1.             Tarihi ve doğa değerlerimizi korumak için halkımızın daha çok bilinçlendirilmesine,
2.             Din, dil, yazı ve konuşmada bölgesel özellikleri meydana çıkaracak çalışmaların teşvik edilmesine, gerekli kuruluşların oluşmasına olanak sağlanmasına,
3.                 Folklorumuz ve müziğimizi yaşatmak ve geliştirmek üzere gerekli kuruluşları oluşturup teşvik edilmesine,
4.             KKTC ekonomisi özellikle, çeşitli devirlere ait tarihi eserlerin korunmasına ve gelecek kuşaklara tarihi miras olarak bırakılmasına yetecek tarzda gelişmiş olmadığından, uluslararası kültür kurumları (UNESCO gibi) ile yardımlaşmaya girilmesi her yıl bunlarla ilgili plan ve projeler hazırlanmasına,
5.             Tarihi yerlerin korunmasına harcamak üzere tarihi yerlere girişlerin %60 kadarının özel bir fonda toplanması ve bunları bakım maksatları için harcanmasını sağlayacak gerekli yasanın hazırlanmasına,
6.             Halka ve turistlere açık olan tarihi eserlerin sayısının arttırılmasına,
7.                Girişlerde halktan ücret alınan tarihi yerlerin giriş fiyatlarının senede bir defa olmak üzere, en az 6 ay mevsim öncesi karara bağlanmasına.

GENÇLİK SORUNLARI

                Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin nüfus ve alan bakımından çok küçük olması gençler için istihdam açısından özel bir durum yaratmaktadır.
Halkımızın çocuklarına yüksek öğretim yaptırma eğilimi de ülkemizde yüksek öğrenim mezunu işsizler sayısını arttırmaktadır.
Gençler yaş özellikleri nedeniyle daha atılımcı, daha idealist ve daha adaletten yanadırlar. Toplum çıkarlarını daha çok önde tutarlar ve daima uygulamalarda adaletten yana tavır koyarlar. Bu nedenle partimiz:
1.                Toplumumuzun, ekonomik kalkınma politikası ile eğitim politikasının mümkün olan bir uyum içine getirmek suretiyle gençlerin istihdam sorunlarının bir ölçüde çözümlenmesine,   
2.             İdealist olan ve adalet yanlısı bulunan gençlerimizin toplum yönetimine daha çok katılmak üzere gerekli yönetsel, yasal ve örgütsel önlemlerin alınmasına,
3.             Daha aktif ve atılımcı olacak biçimde gençlerimizin daha etkin olarak kültür, eğlence ve spor etkinliklerine katılabilmelerini sağlayacak kuruluş ve kurumların teşvik edilmesi ve desteklenmesine,
4.             Adalete riayet edildiğinin, uygulamalarda daima gençlere hissettirilmesine çalışılacaktır.

SPOR

                Spor çağdaş toplumlarda, toplumun bölünmez bir parçası, çok önemli ve anlamlı sosyal olayıdır. Birey ve toplum sağlığının korunmasından sosyal stresin giderilmesine kadar spor, bir dizi olumluluğun ötesinde daha iyi ve barışçı bir dünya ile gençlerin birbirlerini tanıyıp anlamaları, dostluklar oluşturmaları için bir araçtır. Özetle spor; dostluk, barış, sevgi ve kardeşliktir. Bu temel ilkeler çerçevesinde gençlerimiz ve halkımızın daha iyi koşullarda, daha sağlıklı üretken spor yapma olanakları, altyapı ve eğitim çalışmaları geliştirilerek sağlanmalı, kalıcı dostluklar ve ülkenin tanıtılmasına yönelik katkılar doğrultusunda iç ve dış spor etkinlikleri, ulusal ve uluslararası düzeyde yagınlaştırılmalıdır. Ülkelerin ulusal onurlarının korunmasında gerekçe olabilen sporda, gençlerimizin daha başarılı kılınması doğrultusunda yasal düzenlemelerle spor bir Devlet politikası olarak ele alınmalı, geniş çerçevede finans kaynakları yaratılmalıdır. Partimiz bu düşünceler çerçevesinde köktenci çözümlerle sporu bir Devlet politikası olarak ele almayı öncelikli görmekte olup üretken ve kararlı politikalar bu doğrultuda gerekli bulunmaktadır.

DIŞ POLİTİKA

Kıbrıs Türk halkının 30 yıllık özverileri üzerine, can ve kan pahasına kurulmuş olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin yaşatılması ve tanıtılması temel hedefimizdir. Mevcut Devlet olgusu bir çözüm bulunmasına engel teşkil etmez. Toplumlararası görüşmelerin devam edebilmesine olanak sağlamak amacıyla yıllardan beri sürdürülen özveriye dayalı anlayış hiç kuşkusuz belirli bir sınıra kadar götürülebilir. Bugünkü durumdan geriye dönüş olmamak kaydıyla Kıbrıs Türk halkının daha iyi bir geleceğe sahip olabilmesini sağlamak koşuluyla ancak toplumlararası görüşmelerin devamında bir yarar görülür. Halen devam etmekte olan toplumlararası görüşmelerde temel politikamız, iki toplumlu, iki kesimli, tam bir siyasi eşitliğe dayalı ve Türkiye’nin etkin ve fiili garantisini içeren federal bir cumhuriyetin oluşturulması yönündedir. Bu çerçeve içerisinde iki kesimlilik üzerindeki anlayış siyasi yönden eşit iki Devletin esas alınmasından geçer. İki toplumlu ilkesinde ise kesinlikle sulandırılma yönüne gidilmeden iki halkın kendi Devletleri üzerinde yaşamalarını öngörür. Her iki Devletin toprak sıfırlaması kabul edildikten sonra kendi toprakları üzerindeki egemenlik haklarının kabul edilmesi ve bu iki egemenlikten federal merkezi Devlete yetki verilmesi gerekir. Bizim anlayışımıza göre üzerinde egemenlik hakkı olmayan toprak bizim toprağımız sayılamaz. Dolayısıyla Kıbrıs Türk halkının egemenlik hakkı tartışılamaz. Olası bir çözümün üzerinde mutabık kılınacak taslağının Cumhuriyet Meclisi’nin ve bilahare halkımızın onayından geçmesi gereklidir. Kanaatimizce kalıcı ve yaşayabilir sağlıklı bir çözüm iki halkın ayrı ayrı, gönül rızasıyla kabul edeceği ve onaylayacağı bir yöntemle gerçekleşebilir. Kalıcı, yaşayabilir bir çözümün bulunması yönünde ortaya konulan iyi niyetimiz yukarıdaki koşulların yerine getirilmesi şartıyla makul toprak düzenlemelerini halkımızın bir daha göçmen olmasını gerektirmeyecek biçimde mümkün görmekteyiz.    
Dış politikanın yürütülmesinde Anavatan Türkiye ile tam bir uyum ve işbirliği içinde çalışmak, Cumhurbaşkanı Sayın Denktaş’a da sarsılmaz güven içinde destek vermek değişmez politikamız olacaktır.

SON SÖZ

Parti programları, partilerin üyelerine sunduğu bir rehber niteliğindedir. Gelişen olaylar ışığında kurultaylar da parti programının üyelerce gözden geçirilip yenilenmesi gerekmektedir. Kurultaylarda yaptıklarımızın, yapamadıklarımızın hesabını üyelerimize vermek boynumuzun borcudur.

 

Lefkoşa, 30 Temmuz 1992